Acı Gerçek

Salı, Şubat 17, 2015 Irmak Sedefgul 0 Comments


 “Dünya kötüye gidiyor çocuğum.” diyen nutukçu büyük amca her ailede olur ve hepimiz bir yerde duymuşuzdur. Tanıdığım çoğu insanın kabullendiği ya da şöyle diyeyim dünya genelinde bile konuşulduğu zamanlarda, yabancı kanalları da ayrıca takip ederek aydınlandığımız olaylar vardır. İşte tam burada gelecek kaygısı olan kişiler ülke durumunun gidişatını beğenmeyerek ses çıkartırken, nedense hep bir aksi görüş olur. Neden belirgin hal alan kötü gidişat hakkında ısrarla aksi savunulmaktadır? Ortak noktada buluşup yenebilmeyi başaramayacak kadar aciz miyiz? Yoksa aynı ortamda bile bulunamayacak kadar nefret mi doluyuz? Çözülebilecek olan konular varken toplum olarak bize rahat mı batıyor?

Sokakta yürüdüğünüzde kimsenin suratının gülmemesi, kafa selamını esirgemesi veya tebessüm ile bakmamasının kendimce sebepleri;

     1.       Kadına şiddet vardır.
Bir gün televizyonda haberleri izlerken, bir haber gördüm ve çok şaşırdım. Aynı gün içerisinde farklı ilde bir adam eşi tarafından bacağından bıçaklanmaktadır. Diğer ilde de kadın eşi tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür. İkinci haberi artık alıştırdıkları için “yine mi ya” demekle yetinebildim. Fakat kadın tarafından bıçaklanan adamın haberi alışılmadıktı. Muhabir adama “sizi bıçakladığı için eşinizde şikâyetçi misiniz?” diye sormuştu. Adam “Hep erkekler mi kadınları bıçaklayacak birazda onlar bıçaklasın. Şikayetçi değilim.” dedi ve gülerek yürümeye devam etti. Televizyona bir süre baka kalmıştım. Adamın şok edici şekilde şiddeti normalleştirip espri haline getirmesine inanamadım. Son zamanlarda canilik ön plandayken ve herkes bu kadar korkmuşken, memlekette şiddetin abartıldığını savunanlar da var. Kendilerince açıklamalarını yapmışlar ama siz okurken tavsiyem mantık veya duygu aramayın.


Kadın car car konuşursa şiddeti hak etmiştir.
Amerika’da daha fazla şiddet gösteriliyor bence abartılacak bir konu yok.
Kadın tahrik ederse her türlü muameleye hazır olsun.

     2.       İşsizlik vardır.
Açlık sınırının 1.500 TL’yi geçeli çok olmuştur.  Fakat üniversite mezununa veya alaylı ama tecrübeli insanlara hala asgari maaş veya elden para yatırma imkanı sunmaktadırlar. İşe girmek için kendinize verdiğiniz değerinin altında çalışmaya veya hak ettiğinizin altında işe başlamak normal değildir. İstatistiklere göre işsizliğin geldiği nokta %10’un üzerinde olduğunu düşünürsek. Konu hakkında iyimser topluluğun görüşlerine bakalım;

İş var aslında ama beğenmiyorlar. 
Keyfi işsizlik var.
İşsizlik yoktur, iş beğenmeme vardır.

     3.       Terör vardır.
Eğer haberlerin yayın akışında çoğunlukla silah isimleri, şehit cenazeleri, askerlik, sınır eylemleri veya avmlerden uzak durun çağrısı var ise, terörün olduğunu söyleyebiliriz. Aksi görüşler derler ki;

Bunlar yalan haberdir. Sükunet hakimdir.
Terör bitmiştir.
Aramızı bozmaya çalışmaktadırlar.

     4.       Ekonomi kötüdür.
Bankalar paralarını geri alamayıp, vakitlerinin çoğunu haciz işlemlerinin prosedürlerini hazırlamak için geçiriyorlarsa, Bir kişide 5 den fazla kredi kartı olup limiti dolduysa, Özel günlerde sokakta ellerinde poşetle dolaşan insan sürüsü bile dikkatinizi çekmiyorsa, altın yükseldi! haberini dikkatle dinleyip, soluğu kuyumcuda alınılıyorsa, sokakta 15 TL için bile adam öldürülüyorsa bir yerde sıkıntı vardır. Fakat refah seviyesinin hakkettiğimizden fazla olduğunu düşünen kişiler derler ki;

           Ekonomi gayet iyidir. FED’in  yayınladığı rapor yanlıştır.
           Bir sorun teşkil etmemektedir.
           Dış borcumuz bitmiştir. Hatta biz borç vermekteyiz.
Teğet geçmiştir.

     5.        İnsani duygularımız körelmiştir.
Eğer maden işçisinin benim geçinimimin hepsini madende ölen oğlum karşılıyordu. Belirten adamın bütün hafta boyunca hayatını,yaşadığı yeri ayakkabılarının ne kadar yıprandığını yayınlarsanız bir kişi çıkar ve ona sadece ayakkabı hediye eder. Sanki bütün derdi ayağına giydiği materyalden ibaretmiş gibi. Olumlu kişiler derler ki;

Biz olayın faillerinin peşlerini bırakmayacağız.
Gerekli yardımı yapacağız.
Denetlemeleri arttıracağız.

Özetle saygı yoktur. Bunun aksi görüşü de yoktur. Çünkü artık kimse kimseye saygı göstermemektedir. Ne düşüncelere, ne hayatlara, ne yapılanlara, ne davranışlarına, ne fiziksel özelliklerine, ne durumuna, ne bilgisine, ne söylemlerine. Nasıl bu hale geldik demeyeceğim veya bunu hak ettik de demeyeceğim. İnsan olduğunuzu ve toplumda bir birey olduğunuzu bazı yapılan davranışların aşırı anormal olduğunu anlatmak için sürekli çaba harcadığımızı ve sadece bu bizim ömrümüzden gittiğini bilin istedim. Çünkü ısrarla aksi görüşü savunanlar sizi anlamak istemiyor.  Zekasından ötürü değil, sadece işine gelmediği için, dikkat çekmek için, kendinde hak gördüğü için.
Etrafınıza bakın yukarıda belirttiğim belirgin kötülükleri inkar edenlere bakın. Sadece vicdanının köreldiğini, nefret ve öfkeden beslendiklerini yalnız ömürlerinden bir şey kaybetmediklerini fark edeceksiniz. Acı gerçek şu ki; Bir kere yaşanılan kavramı bile ucuzlaştırdık. Bundan sonrasını, hayatta kalmak için orman kanununun geçerli olduğunu fark ederek yaşamalıyız. Bunun en küçük örneğini metrobüs illetini kullananlara anlatabilirim. Metrobüsün ilk durakta kapılarının açıldığı o anı izleyin yeter.

Zaman ayırdığınız için Teşekkürler

0 yorum: